
Bir varsın bir yoksun...
Hayat günlük telaşların içinde geçip giderken,
Gecelerin sessizliğine kimsesizliğine alışmıştım ben,
Bir pencerenin ardına geçip giden güz mevsimini izler gibiydim
Dışarı çıkıp yaprakların büyüleyici rengi keşfedip,
hani kuru yaprakların üzerine basınca bir çıtırtı çıkar ya
o ses huzur verir, işte yaşıyorum dedirtir,
o sesi duyup işte yaşıyorum demek yerine uzaktan izliyordum...
Sonra masal misali,
günlerden bir gün seni tanıdım...
Başta hiç bir şey değişmemişti,
aynı pencereden bakıyordum hayata;
sadece bir fark vardı senle birlikte daha fazla gülümser olmuştum,
ve gülmek daha önce hiç bu kadar yakışmamıştı bana.
gülmeyi çok sevdim ama seninle birlikte gülmeyi daha çok sevdim.
bende var olan daha önce göremediğim,
bir çok şeyi sana baktıkça keşfettim.
sanki karşımda bir ayna vardı ruhumu yansıtan bir ayna...
Artık sen vardın işte...
küçük dünyam seninle birlikte aydınlanmıştı;
artık uzak bir pencereden hayatı izlemiyordum.
hayatın içindeydim işte yaşıyorum diyordum.
yaprakların çıtırtısı,
rüzgarın uğultusu,
dalgaların sesi;artık her şey bana huzur veriyordu
siyah beyaz bir film tadında geçen hayatım
seninle birlikte bir sürü yeni renk keşfetmişti...
masal bu ya bir varmış bir yokmuş...
zaman zaman gider oldun,
ışığını da alıp gider oldun ,
tam yokluğuna alışmaya çalışırken,
hiç bir şey olmamış gibi gelir oldun,
bir varsın, bir yoksun ...
geldiğinde hiç gitme istedim
hep aynı hep hayatımda ol
ama sen yine gittin...
hayat koşturmacasında belki beni unutur oldun,
Ya da benden bekledin gelmemi,
Oysa sen bir adım gelsen ben hep koşmadım mı sana?
bir adım atmak zor muydu?
bir varsın bir yoksun...
şimdi soruyorum sana;
peki ben senin için var mıyım ? yok muyum ?