Beyaz Esaret

Beyaz gardiyan kapıları sımsıkı kapatmış. Dışarıya çıkmak o izin verene kadar yasaklanmış. Yardımcısı fırtına ile sergilediği tehditkar tavırları yüzünden karanlığa da mahkum oluyoruz. Korkuyla izliyor bir yandan da küçük mahzenimizde sıkılıyoruz.
Saatler birbirini kovalıyor, bekliyoruz. Beyaz gardiyan şiddetinden vazgeçecek gibi değil. Aslında biliyoruz Beyaz gardiyan özünde kötü değil, ne yapıyorsa fırtınanın yüzünden o aklını çeliyor Beyazın.
Yapacak bir şeyimiz yok, uyuyoruz.Kabuslarım rahat bırakmıyor, ara ara uyanıyorum hala karanlık.
Ve sabah...
Beyaz o kadar güzel ki ışıl ışıl gülümsüyor. Bu kez yanında fırtınanın yerine güneş var ona eşlik eden. Sımsıcak ışıl ışıl bu kez bizi eve hapsetmektense yanına çağırıyor davetkar. Bu güzelliğe karşı koymak ne mümkün. Hazırlanıp gidiyorum yanına, içinde kaybolmak istiyorum adeta o kadar güzel ki...
Bomboş Beyazın bir tek bana kucak açtığı yolda adım atıyorum, beyaz kendince bir türkü mırıldanıyor sanki , ben yürüdükçe bana eşlik ediyor sesiyle. İçim bir tuhaf oluyor.
Sonra birden canım sıkılıyor, içimde gizli kalan nefretimi, hıncımı ondan almak istercesine hoyratça tekmeler savuruyorum Beyaza, yorulana kadar tekmeliyorum. Beyaz kızmıyor bana aksine şevkatle kollarını açıyor yine,gel dinlen benim huzurumla dercesine. Eldivenimi çıkarıyorum sevgiyle dokunuyorum,soğuğunu elimde hissetmek hoşuma gidiyor.
Beyazın gitme vakti de yaklaşıyor yavaş yavaş,o da istekli gitmeye.
Gidişini toprağa,suya karışmasını izliyorum, Beyaz'a sessizce veda ediyorum.
18.02.08